->
(Duvarın bekçisiyle kavgadan sonra)
Tristan : (Döven) Aslında bekçiydi. Duvarın bekçisi.
Babası : Tristan, adam 97 yaşında.
Tristan : Antreman için bol zamanı varmış, değil mi ?
Yvaine : Dünyayı izlerken bir tek şey öğrendim, bazı insanlar göründüğü gibi değiller.
Kaptan Shakespeare : Hergün daha da parlıyorsun.
Yvaine : Tabi ki parıldadığımı biliyorum. Ben bir yıldızım. Ve bir yıldız bundan daha iyi ne yapabilir ki ?
Kaptan Shakespeare : Şey, vals olmadığı kesin.
Yvaine : Sana aşk hakkında pek bir şey bilmediğimi söylemiştim ya. Doğru değildi.
Aslında çok şey biliyorum.Hep izledim. Yüzyıllarca. Dünyayı izlenmeye değer kılan tek şey buydu.
Yvaine : İnsanoğlunun aşkı yaşamasını gördükten sonra,
evrenin en uzak noktalarına kadar arasan bile bundan daha güzel bir şey bulamazsın.
Tristan : Sana güvenebileceğimi nerden bileceğim ?
Septimus : Bilmeyeceksin.
Kısa Kısa
Bir filozof sormuş : Yıldızlara baktığımız için mi insanız, yoksa insan olduğumuz için mi onlara bakıyoruz ?
Aşk hakkında tek bildiğim paha biçilemez olduğu. Satın alınabilecek bir şey değil.
Bir kişiye ait olamayacak kadar genç ve güzel.
Kendin olmak seni daha mutlu eder. Senin gibi olmayan insanlardan kabul görmek için neden uğraşıyorsun ?
Kırık bir kalple hiç bir yıldız parlayamaz.